Annesi İçin Ölmüş Babasının Üniformasını Giyiyor AltyazılıLaurie (Dana Vespoli), kocası askeri görevdeyken hayatını kaybedince derin bir yasın içine gömülmüştü. Evde artık sadece üvey oğlu Andrew (Oliver Flynn) ile baş başa kalmışlardı. İkisi de aynı acıyı yaşıyordu ama Laurie’nin acısı daha ağırdı; yıllardır birlikte olduğu adamı kaybetmenin verdiği boşluk her gün biraz daha büyüyordu. Bir akşam Laurie, kocasına ait askeri üniformayı özenle katlanmış halde kucağında taşıyarak salona geldi. Andrew ile birlikte kocasının anılarını yâd ederken gözleri doldu. Bir süre sessizce oturduktan sonra derin bir nefes aldı ve “Andrew, bunu sen giy” dedi.Andrew önce şaşırdı ve tereddüt etti. “Anne, bu saygısızlık olmaz mı?” diye sordu. Laurie ise yumuşak ama kararlı bir sesle “Hayır tatlım. Baban seni çok severdi. Bu üniformayı senin giymeni isterdi. Onun anısını en güzel şekilde yaşatmış olursun” diye cevap verdi. Andrew sonunda razı oldu. Üniformayı yavaşça üzerine geçirdi, düğmeleri ilikledi ve aynanın karşısında dimdik durdu. Askeri üniforma içinde uzun boyu ve yakışıklı duruşuyla babasına çok benziyordu.Laurie onu izlerken içinde garip bir duygu fırtınası koptu. Yas, özlem, yalnızlık ve beklenmedik bir arzu birbirine karıştı. Gözleri Andrew’un üniformalı vücudunda geziniyordu. Birden ayağa kalktı, yavaşça yaklaştı ve elini üvey oğlunun göğsüne koydu. Andrew şok içinde “Anne… ne yapıyorsun?” diye fısıldadı ve hafifçe geri çekildi. Ama Laurie artık duygularına yenik düşmüştü. Gözleri yaşlı, sesi titrekti: “Lütfen Andrew… Sadece bir anlığına. Babanın yokluğunu hissediyorum, içimde büyük bir boşluk var. Seninle bu yakınlığı yaşamak… belki de sonunda yasımı geride bırakmama yardımcı olur.”Andrew donup kalmıştı. Üvey annesinin gözlerindeki derin acı, çaresizlik ve aynı anda beliren arzu çok netti. Laurie daha fazla dayanamadı, ellerini Andrew’un üniformalı omuzlarına koydu, parmak uçlarında yükselerek dudaklarını üvey oğlunun dudaklarına yaklaştırdı. Odada ağır bir sessizlik vardı. Laurie’nin bedeni hafifçe titriyordu. Andrew ise hâlâ kararsızdı ama üvey annesinin acısını ve ihtiyaçlarını çok iyi anlıyordu.Laurie fısıldadı: “Sadece bu gece… Sadece bir kere… Bana kocamın anısını yaşat. Lütfen.”Andrew’un eli yavaşça Laurie’nin beline kaydı. İkisi de neyin doğru neyin yanlış olduğunu o anda düşünemiyordu. Laurie’nin acısı, yalnızlığı ve uzun zamandır bastırdığı arzusu, üvey oğlu Andrew ile aralarındaki çizgiyi o gece tamamen silmek üzereydi.

Yorum Yap

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*